LAZ FIKRALI, KOMANDO YASTIKLI POLEMİK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
ikaz
Admin
Admin
avatar

Erkek
Yaş : 22 Kayıt tarihi : 19/09/08 Mesaj Sayısı : 125 Nerden : İş/Hobiler : futbol,aşk,dert, Lakap :

MesajKonu: LAZ FIKRALI, KOMANDO YASTIKLI POLEMİK Perş. Ekim 23, 2008 5:24 pm


LAZ FIKRALI, KOMANDO YASTIKLI POLEMİK

Cebinde 10 kuruş kalan köşe yazarının bağlı olduğu kuruluşun yazarı 'Star'ın künyesi laz fıkrası gibi, gazete zor durumda' dedi, cevap Şamil Tayyar'dan geldi...


Akşam Grubu’na bağlı Güneş gazetesinin köşe yazarı Halis Güler, Fenerbahçe Arsenal maçından sonra spor yorumu yerine cebinde 10 kuruşla gezdiğini yazıp ABD’ye gidip barlarda ne içtiklerini yazan Serdar Turgut ve Oray Eğin’i sert bir dille eleştirdi.

Halis Güler’in 22 Ekim’de Akşam Grubu’na bağlı Güneş’te çıkan yazısı. Güler şu satırlarla isyanını dile getiriyor: “Sabah geliyorsunuz gazeteye, bizim grubun amiral gemisi diye tabir edilen gazetenin (Akşam) genel yayın yönetmeninin yazısını okuyorsunuz, resmen açlık sınırında yaşayan hem Türk insanıyla, hem de bizim gerçek gazeteci arkadaşlarımızla alay ediyor...”

Güler’in yazısının yayınlandığı gün Akşam yazarı Oray Eğin, Star gazetesine yönelik spekülatif bir yazı kaleme alarak gazetenin batabileceğini, ekonomik krizde olduğunu yazdı. Eğin daha da ileri giderek gazete künyesindeki isimlerin gazeteciliği bilmediklerini iddia etti: “Gazetenin künyesi bir “Laz fıkrasını” andırıyor bana. Ethem Sancak’ın da aklında ayrılma ihtimali varsa, kimlerle çalıştığını, medyadaki tecrübesizliğinin kendisine neler kaybettirdiğini düşünmeli. Eş-dostla, sırf Başbakan seviyor diye birileriyle gazetecilik yapmaya kalkarsa olacağı budur işte.”

Ve cevap Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar’dan geldi. Tayyar, Eğin’e aynı üslupla cevap verince ortaya sert bir yazı çıktı. Tayyar’ın bugünkü yazısının girişi şöyle: “Bir süredir Ergenekon’un karşımıza çıkardığı bir genç oğlan var. Milliyet’te gazeteciliğe başladığımda sanıyorum o anaokulundaydı. Muhabir olarak Sabah’ta en parlak günlerimi yaşarken, o, muhtemeldir güzellik salonunda vanilyalı prezervatif uzmanı genel yayın yönetmeninin kendini keşfetmesini bekliyordu!

Ağda yaptırırken mi, prezervatif seçerken mi, ‘Double Jameson on the rocks - duble Jameson buzlu’ diyerek garsonla ‘çak’ yaptıkları sırada mı yoksa cinsel tercihi nedeniyle sağlık raporu alarak askerlikten kaçtığı dönemde mi tanıştılar, bilemem.”


İşte üç yazı:

Halis Güler’in 22 Ekim Güneş’te yayınlanan yazısı:
Cebimdeki 10 kuruş ile Fener yorumu


Gözüm sahada Fenerbahçe-Arsenal maçında, gönlüm Fenerbahçe'de...
Ama aklım cebimde...
Ne oldu, kriz mi vurdu derseniz anlatayım da okuyun...
Bugün ayın kaçı?.. 22'si...
Dün itibariyle cebinizde sadece 10 kuruş varsa ne yaparsınız!..
Türkiye'nin en büyük gazetelerinden birinde çalışacaksınız, ama sefilden daha sefil duruma düşürüleceksiniz...
Sadece ben mi yoksulum, inanın gazetedeki bütün arkadaşların durumu benden farksız...
Ama çaresizlik içerisinde kıvranıyorlar...
Başkalarının hakkını hukukunu çatır çatır sayfalara aktaran emektarlar, kendi haklarını savunmaktan aciz...
Sadece mutlu bir azınlık var gazetede...
Aynı Türkiye gibi...
Sabah geliyorsunuz gazeteye, bizim grubun amiral gemisi diye tabir edilen gazetenin (Akşam) genel yayın yönetmeninin yazısını okuyorsunuz, resmen açlık sınırında yaşayan hem Türk insanıyla, hem de bizim gerçek gazeteci arkadaşlarımızla alay ediyor...
Bütün bu yokluk içerisinde, kendi yol arkadaşları perişanlık çekerken 10 günlük Amerika tatilinde bilmem ne barda ne içtiğinden tutun da, nasıl mutlu olduğunu yazıyor...

Sonra düşündüm, cebime bir daha baktım, 10 kuruş...
Hayıflandım, yıkıldım...
28 yıllık gazeteci, 18 yaşından beri bu mesleğe gönül vermiş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden tutun da Türkiye Spor Yazarları Derneği'ne kadar bizim meslekten bir çok ödül almış, hep doğru bildiğini yazmış-çizmiş-söylemiş Halis Güler'in cebinde 10 kuruş...

Cüzdanımı bir kenara bırakmak zorunda kaldım içim sıkılarak...
Hatta bugün-yarın ne olacağını bilerek...
Dedim ya, gönlüm Fenerbahçe ile...
O da cebimdeki 10 kuruşa inat 'ben senden de sefilim' der gibiydi...
Tek fark vardı onlar zengin ama futbol sefilleriydi...
Zengin babanın şımarık çocukları, ne Kayseri maçından, ne de geçtiğimiz haftaki Kocaeli maçından ders almışlardı.

Dede ne yapsın torunlarına, bu saatten sonra futbol öğretecek değil ya...

Kenarda uyudu garibim...
Sonuç mu?..
Bu Fener'i gördükten sonra ben 10 kuruşuma bakıp onurlu duruşuma şükrettim...

Oray Eğin’in 22 Ekim’de Akşam’da yayınlanan yazısı:
Yandaş medya batar mı?

Piyasada bir dedikodu var. Star gazetesinin ortaklarından Ethem Sancak’ın görevi bırakacağı yönünde. Doğrudur, değildir, bilemem. Ama Sancak bizzat kendisi sermaye arayışı içinde olduğunu, gazeteyi geliştirmek istediğini itiraf etmişti. Ekonomide ciddi bir durgunluk yaşanırken herhangi bir medya kuruluşu atılım yapmakta zorlanacaktır elbette. Bu sadece star’a özel bir durum değil.

Olur da Sancak apar topar girdiği bu medya işinden sıyrılırsa hiç şaşırmam. Zararın neresinden dönülürse kârdır, mantığına uygun olur bu hareketi. Star’ın daha evvelki ortağı Alaaddin Kaya da bir süre sonra görevden ayrılmıştı.

(…)
Ama bunu yapamayan yandaş medyanın yaşadığı sıkıntılar normal. Patronunun gazeteden kurtulmak isteyişi de.
(…)

Başbakan tarafından seçilen medya patronlarının bir derdi de pek çok yeteneksizin cirit attığı medya sektöründeki tecrübesizlikleri. Bu personel seçimlerine de yasnıyor. Sırf onun bunun yakını, akrabası diye gazetecilikle, gazete yapmakla ilgisi olmayan birtakım yeteneksizlere iş veriliyor. Bu yüzden adını sanını duymadığımız birtakım insanların sürekli bir yerlere atandığını, bir yerlerde göreve geldiğini görüyoruz.

Hiçbirinin gazetecilik geçmişini bilmiyoruz. Son birkaç yılda adlarını duyurmaya, medyada yer edinmeye başladılar. Ama bakıyoruz süslü unvanlar veriliyor her birine, konum sahibi yapılıyor. İş bilmeyen patron, iş bilmeyen gazetecilere belini bağlıyor ve sonunu hazırlıyor.

Patron da, gazeteci de iş bilmeyince kaçınılmaz son ortaya çıkıyor. Çöküş...

Bu konuda sadece Sabah bir istisna. Yeni patronunun Sabah’ı öyle ya da böyle yıllardır basında yer almış isimler tarafından çıkartılıyor. Ahmet Çalık da doğru yapıp gazetenin kadrosuyla ilk günden oynamadı.

Onun dışında yandaş basında “non gazeteciler” çoğunlukta. Star gazetesi de maalesef bu konuda öncü. Gazetenin künyesi bir “Laz fıkrasını” andırıyor bana.

Ethem Sancak’ın da aklında ayrılma ihtimali varsa, kimlerle çalıştığını, medyadaki tecrübesizliğinin kendisine neler kaybettirdiğini düşünmeli. Eş-dostla, sırf Başbakan seviyor diye birileriyle gazetecilik yapmaya kalkarsa olacağı budur işte.

Şamil Tayyar’ın Stardaki bugünkü yazısı:
Ergenekoncu genç oğlan dön de arkana bak

Bir süredir Ergenekon’un karşımıza çıkardığı bir genç oğlan var. Milliyet’te gazeteciliğe başladığımda sanıyorum o anaokulundaydı. Muhabir olarak Sabah’ta en parlak günlerimi yaşarken, o, muhtemeldir güzellik salonunda vanilyalı prezervatif uzmanı genel yayın yönetmeninin kendini keşfetmesini bekliyordu!

Ağda yaptırırken mi, prezervatif seçerken mi, ‘Double Jameson on the rocks - duble Jameson buzlu’ diyerek garsonla ‘çak’ yaptıkları sırada mı yoksa cinsel tercihi nedeniyle sağlık raporu alarak askerlikten kaçtığı dönemde mi tanıştılar, bilemem.

Allah sahibine bağışlasın. Perihan Mağden’in öğüdünü tutup ‘komando minderi’ yapsalar belki daha iyi olurdu ama yazar yaptıklarına göre bir bildikleri vardır. Hep öyle düşündüm, aradan geçen zaman yanılttı beni.

Sevgili Mağden sen haklı çıktın.

Güzelim, okuyacaksın

Efendim, bizim gazetecilik geçmişimizi bilmiyormuş!

17 yılı Milliyet ve Sabah’ta geçen24 yıllık meslek hayatımdan haberdar değilsen, bana değil ömrünü geçirdiğin güzellik salonlarının patronlarına kız. Seni keşfeden genel yayın yönetmenine tepki göster, de ki, ‘Canım, bana prezervatif kokularını değil gazeteciliği öğret...’

‘Sen öğret
’ diyorsan, kusura bakma, adam olmayacaklarla boşuna vakit geçirmem. Çünkü, gazetecilik ciddi bir iştir.

Efendim, star künyesi yeteneksizlerle doluymuş, asli işleri gazetecilik değilmiş, isimlerini kimse bilmiyormuş!

Mustafa Karaalioğlu’nu, Prof. Dr. Mehmet Altan’ı, Prof. Dr. Eser Karakaş’ı, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan’ı, Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk’u, Aziz Üstel’i, Ahmet Kekeç’i
ve nice yetişmiş diğer kalemleri tanımıyorsan, sana ben ne yapabilirim.

Çok istiyorsan, tavsiyede bulunabilirim. Biraz sıkıcı olacak ama güzelim, okuyacaksın. ‘Prezervatif arkadaşlığı’ seni bir yere kadar taşıyabilir, ötesi yok. Gördün mü? Tıkanıp kaldın, son umut Ergenekon’dan çıkış arıyorsun. Ama arkana bakmadan...

Grupta maaş isyanı

Efendim, star’ın patronları ve yöneticileri işi bilmediği için çöküşteymiş, batıyormuş!

Sordum arkadaşlara. Maaşını almayan var mı? Yok. Gazetecilik yaptığı halde Basın Kanunu’na tabi olmadan çalışan var mı? Yok. Yemek servisleri aksıyor mu? Yok. İzinlerde bir sorun var mı? Yok.

Peki bu genç oğlanın çalıştığı Akşam Gazetesi’nde durum nedir?

Ayın 23’ü olduğu halde maaşlarını henüz alamadılar. 120 YTL’lik yol paraları bile hala ödenmiş değil. Gazete yönetimi toplantı üstüne toplantı yapıyor, 120 kişinin işten çıkarılacağı konuşuluyor.

Sadece Akşam mı? Show TV, Sky Türk, Tercüman, Güneş...

Grupta bıçak kemiğe dayanmış durumda. Personel isyan ediyor. Güneş Gazetesi’nin Spor Yazarı Halis Güler, dünkü köşesinde adeta isyan etti: ‘Bugün ayın kaçı? 22’si. Dün itibariyle cebinizde sadece 10 kuruş varsa ne yaparsınız! Türkiye’nin en büyük gazetelerinden birinde çalışacaksınız, ama sefilden daha sefil duruma düşürüleceksiniz.’ Belki de ilk kez bir yazar, patrona isyanını köşesinden duyurmak zorunda kaldı.

Akşam’ın Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut ve ekürisi Oray Eğin ne yapıyor? ‘Georgetown’da Nathan’s bara girip kendime ‘Double Jameson on the rocks’ söyledim’ diyerek, cebinde 10 lirası olmayan yazarlara inat edercesine tatil izlenimlerini yazmakla meşgul.

Bu duruma aynı grubun çalışanları bile kayıtsız kalamadı. Tercüman Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, Serdar Turgut ve ekibini Akşam’ı yönetememekle suçladı. Turgut da Büyükçelebi’ye aynı sertlikle karşılık verdi.

Çukurova grubunda bir curcunadır, gidiyor. Medya grubun başı sonu belli değil. ‘Çöküş’ sözcüğünü kullanacaksak tam da yeri.

Karamehmet zorda

Yöneticiler kavga ededursun, personel isyanını sürdüredursun Çukurova Grubu ise günden güne eriyor. Kötü yönetim ve patron basiretsizliği, grubu çöküşün eşiğine getirdi.

Önce Türkiye’nin en büyük GSM operatörü olan Turkcell’in yaklaşık yarısını kaybettiler. Yapı Kredi Bankası ve Pamukbank elden uçuverdi. SHOW TV’nin yüzde 17’si TMSF’ye geçti.

Ve TMSF’ye ayrıca 400 milyon dolar borç var.

Sıkışmış vaziyetteler, borçlarını ödemekte zorlanıyorlar. TMSF alacağına karşılık teminat istiyor, grup şirketlerinin neredeyse tamamı başka alacaklılara teminat verilmiş. TMSF, ‘Kusura bakmayın ben 2.,3. alacaklı olmam’ diyor.

Belki el konacak, medya şirketleri 400 milyon dolar etmiyor.

Çukurova’nın patronu Mehmet Karamehmet, dost çevresinde dert yakınıyor: ‘Sadece şu iki bankadan 7 milyar dolar kaybettim...’

Akşam kararıyor


Peki, Akşam Gazetesi ne halde? Hani, bu genç oğlanın çalıştığı ve iyi yönetildiğini iddia ettiği, işin ehli gazetecilerin çalıştığı ve yandaş olmayan bu medya organından söz ediyoruz.

Efendim, star’ın boyu ne uzuyor ne kısalıyormuş ya...

Akşam’ın tirajı 179 bin. Bunun 78 bini de İddia bayilerinde ücretsiz olarak dağıtılıyor. Yani tirajı 100 bin civarında. El altından alımları ise hesaba katmıyoruz. Bir taraftan da reklam veren kuruluşlara illüzyon gösterisi yapılıyor.

Bir de yandaş medya nakaratı var. Başbakan istedi diye medya patronluğu yapılmazmış!

Evet, haklısın. Haklısın da önce şu hesabı ver bakalım. 2002 yılında Pamukbank’ı kurtarmak için Mesut Yılmaz’ın talimatıyla Reha Muhtar’ı görevden alıp yerine Tuncay Özkan’ı getiren, bu transfer için cepten 3 milyon dolar ve ayda 64 bin dolar ödeyen Karamehmet değil mi? Yani Akşam’ın patronu... Yani bu genç oğlanın çalıştığı gazetenin sahibi...

Yoğun bar temposundan vakit bulamamış olabilirsin, söyleyeyim, Reha Muhtar’ın 21 Şubat 2007 tarihli köşesini oku, orada bu konuda hayli ayrıntı var. Bu iyiliğimi de unutma, akıl hocan bunları anlatmaz sana.

Genç oğlan, dön de arkana bak şimdi. Hangi gazete kötü yönetiliyor, hangi gazete çöküşün eşiğinde, kim daha kötü yönetici?

Lafın sonuna gelmişken bir de Ergenekon’dan küçük ricam var: Ne olur, karşıma daha aklı başında, ciddi bir adam çıkarın. Ya da kendi arkasına bakmadan, sırf Ergenekon’un üzerine gidiyor diye star’a kara çalmaya çalışan bu cahile iyi taktik verin.

Unutmayın ha...


Haber 7



Linkleri Görebilmek İçin Üye Deilsen Üye Olun Yada Mesaj yazın !
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://efsanemekan.gogoo.us

LAZ FIKRALI, KOMANDO YASTIKLI POLEMİK

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
»»-(¯`v´¯)-»!!!Gençlerin Yeni Mekanı!!!»»-(¯`v´¯)-» :: » »»-(¯`v´¯)-» HABERLER »»-(¯`v´¯)-» :: Güncel Haberler -
Yetkinforum.com | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com